Çikolatalı Çatlak Kek ve Süper Kahraman Nutella


Siz de günün 24 saati çikolata yiyip hiç bıkmayacak olanlardansanız, sanırım bu blogda size göre her zaman bir şeyler olacak. Bugünkü çikolatalı  "çatlak" kek.
 

Eyvah kekiniz şiddetli bir deprem geçirmişcesine çatladı, üstelik misafirler de kapıda, sizi şu şuur ötesi yemek programındakiler gibi eleştirmek için can atıyorlar ve yeni kek yapmaya zaman yok. Üzülmeyin, mucize bir yardımcıyla hem kekinizin görüntüsü güzelleşecek hem de çikolata tadı ikiye katlanacak, bu sayede kekiniz gibi misafirleriniz çatlayacak.

Ispanaklı Kiş (Quiche Florentine)


Kişe yumurta bazlı tuzlu tart demek çok da yanlış olmaz. Fransız mutfağına özgün olmasına rağmen günümüzde tüm dünyada artık biliniyor. Günün her öğününde yenebilen bu tuzlu tartın en meşhur olanlarına kısaca göz atalım;

"Quiche Lorraine", bütün kişlerin başlangıç noktası olan Lorraine, domuz pastırması ve peynir
eklenerek yapılıyor.
"Quiche Florentine", ıspanaklı versiyonu
"Quiche Alsacienne", soğan eklenmiş hali
"Quiche Niçoise (nisuaz)", Akdeniz usulü zeytinli, domatesli, ançuezli

Geri kalan çeşitlerini siz hayal edebilirsiniz, mantarlı, deniz mahsullü, etli gibi gibi... Benim yaptığımda bir Florentine'lik sezmiştim zaten. Bakalım nasıl yapmışız...

Geç kalmış Şükran Günü yazısı


Öncelikle bu yazıda tarif olmadığını baştan belirteyim. Sonra, yazının sonuna geldiğinizde "tüüh ben bunun için mi harcadım zamanımı" deyip bana sitem etmeyin.

Fotoğraf konusu mekanda küçük bir şükran gününü kutlamasının ardından, bu yazının tohumları atıldı kafamda. Yanlış anlaşılmasın evde konuk olan bendim.



Gelelim bu günün anlam ve önemine; 1620 yılının Eylül ayında Mayflower adındaki küçük bir gemi İngiltere’nin Plymouth şehrinden 102 yolcusuyla limandan ayrılır. Herkesin içinde yeni ve zengin topraklara ulaşma umudu vardır. Bu 102 yolcu İngiltere Kilisesinden ayrılan “ayrılıkçı” Protestanlardır. 66 gün süren zorlu yolculuktan sonra, asıl hedefleri olan şu anda New York City’nin bulunduğu kara parçasına kadar yol alamayıp, sert hava koşulları nedeniyle şimdiki Cape Cod denilen yerde demir atarlar. Bir ay sonra Mayflower, Massachusett kıyılarını geçer ve göçmenler Plymouth’da kendilerine bir köy kurmaya başlarlar.

Ben de poğaça yapabiliyorum


Hem de mayalamaya gerek kalmadan. Nedense şu maya işi bana zor geliyor. Bekleme süresinden olsa gerek. Evet herşeyin başı sabır,  evet güzel yemek yavaş pişer, evet bir gece dolapta bekletilen hamur falan filan... Ama canım insan bazen hemen yapayım ve yiyeyim güdüsüyle de hareket etmek ister. İşte bu dönemlerinizde yanınızda olacak bir poğaca.

Balkan ülkelerinde  oldukça yaygın bir hamur işi poğaça. Bazılarında poğaça ekmeği olarak geçiyor, bazıları ekşi kremalı yapıyor, bazıları ise Vienna ekmeğinin yapısına benzetiyor poğaçayı.

Bir bardak kek lütfen...

"Eyvah canım kek istedi ama ne vaktim var, ne etrafta bana kek yapacak biri ne de becerim! Ben ne bahtsız ne talihsiz bir insanoğluyum. Bu hayat cekilmez, bir kekim bile yok" mu diyorsunuz?


Durun hemen karalar bağlamayın, kimseye bağımlı olmayın, canınızdan bezmeyin, dünyaya küsmeyin. Aşağıdaki tarifi sonuna kadar okuyun, anlayın, ögrenin, hemen koşup bir bardak ya da kahve fincanı alın, kekinizi yapın, dünyaya farklı bir pencereden bakın. Bir daha da ben beceriksizim, keksizim ve dolayısıyla sessizim diye kendi kendinize hayıflanmayın.

Limon kreması - Lemon curd




Limon kreması mı desem, limonlu sos mu desem yoksa limon marmelatı mı desem bilemedim. Bu tatlımsı muhallebimsi şey, İngilizlerin icadı. Sadece limon değil, her türlü meyveden yapılabiliyor.  İngilizlerin kahvaltıda çöreğin yanında yedikleri ev yapımı limon marmelatı, reçele alternatif oluşturmuş.


Limon kremasını, cheesecake üzerinde kullanabilir, pasta ya da tartlarınıza ekleyebilir, kurabiyelerinizi süsleyebilir ya da taptaze çöreğinizle birlikte tüketebilirsiniz. Seçim sizin.


Limon kreması çok az malzemeden oluşuyor ve yapımı da gayet kolay. En azından ben yapabildiğime göre herkes yapabilir. Yumurta, yağ, şeker ve limon suyu başlıca malzemeler.

Cennet Meyveli Barlar

Kışın gelmesiyle cennet meyvesi ya da trabzon hurması pazarlarda, marketlerde yerini aldı. Seveni de var, nefret edeni de var bu meyvenin. Olmamışını yeme gafletinde bulunduğunuzda, ağzınıza gelen kekremsi tat bu meyveyi yanlış tanımanıza yol açabilir. Bu nedenle mutlaka olgun, yumuşak ancak kararmamış olanları seçmeye özen gösterin.



Cennet meyvesinin faydaları da saymakla bitmez. Meyveli Tepe adlı blogdan bu meyve ile ilgili detaylı bilgilere ulaşabilirsiniz. Ayrıca yetiştirmeyi düşünenler için agaclar.net oldukça faydalı bir referans site.

Güneyin Konforu; SoCo


Southern Comfort, nam-ı diğer SoCo, New Orleans doğumlu. Meyve, baharatlar ve viski aromasından oluşan, tahıl bazlı bir likör. Orjinal ürün gerçek viski içermesine rağmen şu anda üretilenler, "özel rezerv" olarak satılanlar hariç, viski aroması içeriyor.

SoCo çoğunlukla kokteyl yapımında kullanılıyor. İlk yapılan kokteyllerden biri Rüzgar Gibi Geçti filminin ünlü olduğu zamanlarda ortaya çıkan meşhur güzeller güzeli ve fakat kibirli  "Scarlett O'Hara" kokteyli; SoCo, kızılcık suyu, taze misket limonu. Şirket kokteyl hakkında şöyle demiş "Manolya çiçekleriyle Missouri katırının tekmesi karışımı".  Elma suyu ile karıştırıldığında ortaya "Adem Elması" çıkıyor.

Rock ve Blues efsanesi Janis Joplin'in en sevdiği içki. Hatta "Pearl" albümünde giydiği kürkün şirket tarafından hediye edildiği bile söylenmekteymiş. Küçük bir anekdot;

Ne bulduysam koydum salatası; karışık ton balıklı


Çok zor bir tarif var bugün karşımızda; ton balıklı karışık salata...Bu salatanın en büyük özelliği elinizde hangi malzeme varsa onu kullanmanız; tek şart taze olmaları.

Benim elimdekiler; roka, taze sarımsak, kırmızı lahana, domates, yeşil biber ve turunç. Eğer birine öpücük borcunuz varsa salatanıza taze sarımsak koymamanızı öneririm.

Cadılar Bayramı Kurabiyesi


Bir cadılar bayramımız eksikti diyenlerdenseniz; buyurun ben bu eksiği tamamlamaya karar verdim. Yazıyı okumak istemezseniz, hemen en alta inip tarifi alabilirsiniz.

Cadılar bayramı-Halloween- her yıl 31 Ekim gecesinde kutlanıyor. Herkes evlerini, bahçelerini, sokaklarını, iş yerlerini, iskeletler, örümcekler, mezarlar, kuru kafalarla süslüyor, şenlik ateşleri yakıyor, balkabaklarını oyup bunları fener yapıyor (Jack O'Lantern), kostüm partileri düzenliyor ya da bu partilere katılıyor.

Semizotu; yabani ot mu yoksa yoğurtlu mu!

Saksıda, bahçede, yol kenarlarında, tarlada kısaca neredeyse heryerde yetişebilen semizotu, oldukça başarılı bir bitki.


Semizotunu yayılımcı olduğu için zararlı yabani otlar sınıfından sayan ziraat bölümleri bile artık bu düşüncelerini rafa kaldırmış durumda, sloganları da “if you can’t weed it, eat it- kurtulamıyorsanız, yiyin.” Omega-3 açısından tüm yeşil yapraklı bitkilerden – hatta çocukluğumuzun kahramanı Temel Reis’in vazgeçilmez gıdası ıspanaktan bile- daha zengin, vitamin ve mineral deposu ve güçlü bir antioksidan (vitamin A, E ve C, demir, magnezyum, kalsiyum, potasyum, ne ararsan var)

Yetiştirmesi de çok kolay, tohum aldıysanız, saksınıza ya da bahçenize serpiştirin. Toprak konusunda hassas değiller, her çeşit toprakta yetişebiliyorlar. Sadece susuz bırakmamak lazım. Tohumları toprağın dibine gömmeyin, üstünü toprakla kapamayın, ışığını kesmeyin. Eğer elinide dal varsa doğrudan ekin ve sulayın. hemen büyüyp geliştiğini göreceksiniz. Hatta pazardan aldığınız topraklı semizotlarını doğrudan ekebilirsiniz. Toplarken de topraktan sökmeyin, alacağınız kısmı makasla kesin, tekrar büyüyecektir.

Cici Kek, Güzel Kek, Elmalı Kek

Adem'le Havva'yı meşhur eden meyve de diyebiliriz elmaya. Hani yılan dürtmüş havvayı, havva yedirmiş ademe yasak elmayı, ikisi de yok çare boylamışlar dünyayı. O kadar lezzetliymiş yani.

Bir tek din kitaplarında değil, masallarda da yerini almış. Yıllarca, kötü kalpli üvey annesinin elinden kocaman kıpkırmızı parlak ve zehirli bir elmayı yiyip, 7 tane cüceyle uğraşmak zorunda kalan zavallı pamuk prenses için üzülmedik mi hepimiz. Tabi bu masalları dinlerken de sürekli gökten  kafamıza elmalar düştü durdu.


Sonra henüz geçenlerde Apple'ı Apple yapan Steve Jobs'u kaybettik, içimiz burkuldu. Meraklılar için kısaca geçelim; Apple logosu önce kafasına düşen elma sayesinde bizi yerçekimine kavuşturan Newton temalıymış. İkinci logo, bir parçası ısırılmış ve tersten başlayan gökkuşağı renkleriyle kaplı elma olarak tasarlanmış. Sonunda hırs, bilgi, umut ve anarşi simgesi haline dönüşmüş. Bu logoyu tasarlayan ekibe Jobs sadece şunu söylemiş "sevimli yapmayın". En son logo Jobs'un Apple'a geri dönmesinden sonra geliştirilmiş. Gökkuşağı renkleri çıkartılmış, elma tek renkli hale getirilmiş, ünlü ısırık yerinde bırakılmış. Böylece düşüşe geçen şirket rakiplerine şu mesajı vermeyi başarmış; yıkılmadık, kendimizi yeniledik, çağdaşlaştık, ciddileştik, çocuk renklerimizi bıraktık ama aslımızı da unutmadık.

Bu yazı her ne kadar kek tarifinden başka herşeye benzediyse de, battı balık yan gider deyip bir de şarkısal bilgi ekleyelim.

Çikolatalı Pavlova; ya Avustralyalı ya da Yeni Zelanda


üzgünüm dostum ama bugün o günlerden pek değil
hangi günlerden mi;
içini dolduran coşkunun bedeninden taştığı ve sinir uçlarını titrettiği, elmacık kemiklerinin gülmekten ağrıdığı, gözlerinin önünde heyecandan çakmakların yandığı günlerden
tam tersi bugün, beyninin şalterleri indirip uykuya geçmek istediği, sırtının taşıdığı 300 kiloluk taştan dolayı iki büklüm olduğu, mıymıntı, mızmız günlerden biri


Yani pavlova'ya hiç uygun değil

Çünkü pavlova, çırpıldıkça karbeyaz olup parlayan yumurta aklarının, ağızda dağılan çıtır dokusunun, üstüne eklenen leziz kremanın ve birbirinden taze meyvelerin canlılığını taşıyor.

Bu pastayı kendi ulusal hazinesi olarak sahiplenen iki ülke var; Avustralya ve Yeni Zelanda

Beze bazlı bu pastaya, döneminin en başarılı balerini Anna Pavlova'yı onurlandırmak için "pavlova" denmiş.

Anna Pavlova 1926'da Avustralyayı ve Yeni Zelandayı ziyaret ediyor ve işler burada karışıyor. Sanatçının ziyareti her iki ülkede de büyük bir coşkuyla karşılanıyor. Onu seyredenler dansetmediğini adeta "kanatlanıp havada süzüldüğünü" söylüyor. Bu tanım, pavlova pastasına ilham veriyor; hafif, kabarık, havalı ve neşeli pasta...


Cheddar, Noodles ve Ben


Koskoca Britanya İmparatoriçesi Kraliçe Victoria'ya düğün hediyesi olarak bir tekerlek peynir hediye edilebileceğini hayal edebiliyor musunuz? İşte çedar peyniri 1800'lü yıllarda o kadar değerliymiş.

Dünyada en çok aranan peynir olarak ün salmış çedarın ana vatanı İngiltere'nin Cheddar kasabası.

Çedar peyniri genellikle inek sütünden yapılıyor. Bu peyniri özel yapan, diğer peynir türlerinden ayıran, işleme şekli. Buna "çedarlama" diyorlar.

Çedarın doğal rengi beyaz. Peynire koyu turuncu rengi veren, "achiote" ağacından çıkartılan "annatto" adlı madde ya da paprikadan yapılan yağ.

Karabiberli, damla çikolatalı kurabiye

Neden olmasın dediğinizde mutlaka deneyin. Kaybedecek bir şeyiniz yok, en fazla "olmazsa olmaz"!

Ben de böyle başladım  karabiber macerasına. Sanki çok büyük bir keşif yapmışım gibi. Ama nerede canım... Evrende neredeyse bir tek ben kalmışım acı ve tatlının bir arada, gayet güzel bir uyum içinde yaşayabileceğini bilmeyen (çok mu sosyal içerikli oldu bu cümle!).

Vücudunuz, biberi fazla olan bir günün ardından, acı çikolatanın salgıladığı serotonine ihtiyaç duyuyorsa, siz de benim gibi bu ikiliyi bir kurabiyede birleştirebilir; hafif yanan boğazınızla hem kışa sağlıklı bir merhaba der hem de gün boyunca başınıza gelen aksiliklere söver geçersiniz (pardon güler geçersiniz)   

Tarifi daha önceki damla çikolatalı kurabiye ile aynı.

Bir Tutam Baharat




A Touch of Spice - Politiki Kouzina - 2003
Yönetmen:Tassos Boulmetis

“Bir Tutam Baharat”, İstanbul’da doğup büyüyen Yunanlı bir çocuğun, Fanis’in hayatını anlatıyor. Fanis’in büyükbabası, mutfak sanatını felsefe ile harmanlamış deneyimli bir akıl hocası. Fanis’e yemeğin ve hayatın aslında paralel olduğunu, her ikisine de tat vermek için bir çimdik tuz, bir tutam baharat, katmak gerektiğini öğretir.

Fanis harika bir ahçı olarak büyür ve bu yeteneğini çevresindekilerin hayatını baharatlandırmak, tatlandırmak için kullanır. 35 yıl sonra, Atina’yı bırakır ve büyükbabasıyla tekrar bir araya gelmek ve çocukluk aşkını bulmak için İstanbul’a döner; ancak o zaman farkına varacaktır ki tüm bu koşturmaca sırasında kendi hayatına bir tutam baharat eklemeyi unutmuştur.

"Cinnamon... is bitter and sweet, just like a woman"
(Tarçın...aynı bir kadın gibidir; acı ve tatlı)
 


Politiki Kouzina, İstanbul'lu Yunanların mutfaklarına verdikleri ad (yunanlılar 'constantinople'in  kısaltmasına 'poli' diyor). İmam bayıldı, köfte, muskat, tarçın arasında geçen sıcacık bir hayatın yansıması var filmde. Şiddetle tavsiye edilir...   
 “Kali Orexi”! ya da “Afiyet Olsun!”

Galette: Beyaz peynir ve Yeşil zeytinli

                        
 İtiraf ediyorum kıskanıyorum!
Gözümü ve karnımı acıktıran fotoğrafları çekenleri,
fotoğrafa konu olan yemekleri/tatlıları/pastaları yapanları
ve özellikle de hiç vicdanı sızlamadan bunları tadanları kıskanıyorum!
Elbet bir gün ben de abilerim ve ablalarım gibi olurum, ne demişler
" intikam soğuk yenen bir yemektir"

Deneme konumuz Galette idi, konuya geri dönelim...


                             

Tuzlu Biscotti: Peynir, Siyah Zeytin, Ceviz içi





Tarif Food Network şefi Giada De Laurentiis'den uyarlanmıştır;

Malzemeler

- 2 bardak un
- 1+ 1/2 çay kaşığı kabartma tozu
- 3/4 çay kaşığı deniz tuzu
- 170 gr (12 yemek kaşığı) yumuşak tereyağ
- 3 yemek kaşığı toz şeker
- 1 yemek kaşığı italyan baharatları
- 2 büyük boy yumurta
- 3/4 bardak beyaz peynir
- 2 yemek kaşığı zeytin ezmesi
- 1 bardak ceviziçi

Tuzlu Biscotti: Peynir, Çekirdek içi, Fesleğen


Öncelikle, iki kez fırınlanmış bisküvilere "Biscotti" dendiği bilgisiyle başlayalım yazımıza. Asıl ismi "biscotti di Prato-Prato bisküvileri", ana vatanı adından da anlaşılacağı üzere İtalya'nın Prato şehri.

Biscotti, italyanca biscotto'nun çoğulu, Latince biscoctus'dan yani "iki kez pişmiş/fırınlanmış" dan geliyor.
İki kez fırınlanan bisküvilerin yapısı kuru ve çok uzun süre dayanıklıklarını koruyabiliyorlar. Bu nedenle eski zamanlarda, bir seferde aylar boyunca gemide kalmak zorunda kalan denizciler için bulunmaz bir yiyecek olmuş biscotti. Hatta Christopher Colombus'un deniz yolculuklarında en sevdiği bisküviymiş.

Kakaolu Kek Topları

 Kekpopların çubuk takılmamış şekli diyorum ben bu küçük toplara. Kolay, lezzetli ve çat kapı gelen misafirler için ideal. Bir de elinizde akşamdan kalan kakolu kekiniz varsa (kek artması mucize gibi birşey gerçi), hemen yapmaya başlayalım;

Gece, Şarap, Hayyam




Hayyam'dan iki dörtlükle 
başlayalım;

"Sarhoş oldum mu aklım azalır;
Ayıldım mı sevincim dağılır.
Ne sarhoş, ne ayık bir hal var ya?
En güzeli öyle yaşamaktır."


"Bizi bizden alan şaraba gönül verdik;
Coşup taştık; yerden kopup göklere erdik.
Tenden bedenden soyunuverdik sonunda
Topraktan gelmiştik, yine toprağa girdik.


Peynirli ve Kurutulmuş Domatesli Ekmek



Ekmek mi, kek mi desem çok bilemedim. Sonunda "ekmek" demeye karar verdim. Nedense kek deyince aklıma hep şekerli tad gelir. Hem tarifin asıl sahibi Dorie Greenspan da ekmek dediğine göre, bir bildiği vardır elbet.

Dorie Greenspan, 10 yemek kitabı yazmış, yılın en iyi yemek kitabı da dahil olmak üzere bir çok ödül kazanmış, üyelerin aktif olarak katıldığı ve pastacılığı öğrendiğTuesdays with Dorie adlı sanal pastacılık klübünü kurmuş, son zamanlarda da CookieBar adı altında butik kurabiyeciliğe adım atmış, aslında yaşlılık bilimi üzerine doktora yapmış, 13 yaşında evinin mutfağını yakmasına ve evlenene kadar parça çikolatalı kurabiye (cookie) yapmamış olmasına rağmen içindeki pastacılık aşkına yenik düşmüş, güzel bir kişilik. Kendi deyimiyle ikinci büyük aşkı da Fransa ve Fransız mutfağı. Zaten Around My French Table kitabı da, Fransa ile ilgili hikayelerden ve arkadaşlarıyla Fransa'da yaptığı 300'den fazla tariften oluşuyor.

Sitesinde "Around My French Table" kitabına ait br terimler sözlüğü bulunuyor. Meraklısı için iyi bir kaynakça.

Gelelim peynirli ekmeğine. Tarif yine "Around My French Table" kitabından. Tarifin aslında peynir, frenk soğanı ve ceviz var. Kolaylıkla elinizdeki malzemeye/malzemelere uygulayabileceğiniz bir tarif özelliğini taşıyor.

Malzemeler:

- 1+ 3/4 bardak un
- 1 yemek kaşığı kabartma tozu
- 1/2 - 1 çay kaşığı tuz (içine koyacağınız malzemeye göre azaltıp çoğaltabilirsiniz, fazlası zarar)
- 1/4 çay kaşığı beyaz biber
- 3 büyük yumurta (oda sıcaklığında)
- 1/2 bardak süt (oda sıcaklığında)
- 1/3 bardak zeytinyağ
- 1+1/2 bardak beyaz peynir (tarifin aslında 1 bardak rendelenmiş gravyer ve 1/4 bardak küp doğranmış beyaz çedar var)
- 1/4 bardak doğranmış maydanoz ( tarifin aslında taze frenk soğanı var)
- 1/4 bardak doğranmış dereotu
- 1/3 bardak çekirdek içi ( tarifin aslında 1/3 bardak doğranmış ve kızartılmış ceviz var)
- 1/3 bardak doğranmış kurutulmuş domates


Yapılışı:

1- Fırınınızı 175 derecede ısıtın.
2- 20cm x 11cm ölçüsündeki bir kek ya da ekmek kalıbını iyice yağlayın
3- Un, kabartma tozu, tuz ve beyaz biberi bir kasenin içine eleyerek karıştırın
4- Başka bir kapta, yumurtaları bir dakika süreyle çırpın, içine sütü ve zeytinyağını ekleyin, tekrar karıştırın.
5- Islak malzemeleri yavaşça kuru malzemelerin içine dökün, bir spatula ardımıyla ekmek hamuru bir araya gelene kadar karıştırın.
6- Peynir, kurutulmuş domates, çekirdek ( ya da aklınıza ne geliyorsa) içine koyun ve karıştırın.
7- Hazırladığınız kek kalıbına yavaşça dökün ve üstünü düzeltin.
8- En üste isteğe bağlı olarak, susam, çörek otu ya da sevginizi serpin :)
9- 35-45 dakika, ekmek altın rengine dönenen kadar fırında pişirin. Pişip pişmediğini anlamak için ünlü kürdan ya da bıçak testini uygulayın (keke batırıp çıkarttığınızda, temiz çıkıyorsa olmuş demektir testi)
10- Fırından çıkarttığınız kek ekmeğinizin kenarlarından 3 dakika bekledikten sonra bir bıçak yardımıyla geçin. Tezgahın üzerinde (ya da nereyi uygun görürseniz) soğuması için rahat bırakın.   


Gulliver'in Gezileri yazarı Jonathan Swift şöyle demiş, "Bekar yemeği: ekmek, peynir ve buseler"
Eh peynirli ekmeği anlatmak benden, buselerin yolunu bulmak sizden... :)


Hadi bakalım o zaman "sweet dreams" diyelim:

"Sweet dreams are made of this
Who am I to disagree?
Travel the world and the seven seas
Everybody's looking for something...

Hold your head up,
Keep your head up,
Movin' on!" 

Shortbread - O Bir İskoç


Televizyonda "The Boat That Rocked" var. Müthiş bir film. 60'lı yıllarda Londra'da rock ve pop müziğin çalınmasına sadece 45 dakika izin verilirken, korsan radyolar patlama gösteriyor. Bunlardan biri de, kuzey denizinin ortasında bir gemiden rock yayını yapan "Pirate Radio Rock". 8-10 erkek ve bir lezbiyen hatundan oluşan ekibin maceraları , hükümete kafa tutuşları komik bir dille anlatılmış, müzikler de bir o kadar güzel.

Bunun bizim İskoç shortbread kurabiyemiz ile bir ilgisi var mı? Yok. Ama hayatta zaten böyle bir şey değil mi? İlle de "ilişiklendir lütfen" derseniz, bu filmin hafızalarınızda bıraktığı kırıntının tadı, harika kurabiye shortbreadin ağzınızda bıraktığı tadla aynı olacak; Arman Kırım'ın dediği gibi,
"ba-yı-la-cak-sı-nız".

Evet geleneksel İskoç shortbread'i üç ana malzemeden oluşuyor ; un, şeker ve yağ. Shortbread adını, ağızda dağılan dokusundan alıyor (eski İngilizce'de "short" gevrek anlamı taşıyor). Bu dokuya neden olan, kurabiyenin içerdiği yüksek orandaki tereyağ miktarı. Burası biraz tekniğe giriyor ama okuduğumu anlamış mıyım bakalım. Un ve su bir araya geldiğinde, protein örgüsü oluşuyor. Bu protein örgüsüne gluten deniyor ve hamura elastiki bir yapı kazandırıyor. İşte yağ bu protein örgüsünün oluşumuna engel olarak, dokunun gevrek ya da ağızda dağılan bir yapıda olmasını sağlıyor.

Shortbread yapımında kullanılan kuru malzemeler, kurabiyenin kıvamının belirlenmesinde önemli bir rol oynuyor. Pirinç ununun eklenmesi, tane tane ve kırıntılı bir doku oluştururken, mısır unu ya da mısır nişastası kullanımı kurabiyeye daha yoğun bir doku kazandırıyor.

Shortbread ile ilgili bir kaç ilginç noktayı da yazdıktan sonra tarife geçiyorum;

- Shetland'da (İskoçya'nın 32 idari yönetim biriminen biri), düğün için özel olarak hazırlanmış bir shortbread, gelin yeni evine girmeden önce, başının üzerinde kırılır.

- Shortbread fırıncılar tarafından, kurabiye vergilerinden kurtulmak için, ekmek olarak sınıflandırılmıştır.

-  6 Ocak, Ulusal Shortbread Günü olarak kutlanmakta.

Tarifim, hiçbir denememde beni yüzüstü bırakmayan, Arman Kırım'ın tarifinden alıntıdır;

Malzemeler:

- 225 gr beyaz un
- 75 gr toz şeker
- 1 çay kaşığı vanilya tozu ya da vanilya özütü
- 150 gr tereyağ (oda sıcaklığında)
- Kurabiyelerin üzerine serpmek için az miktarda toz şeker

Yapılışı:

1- Un, toz şeker ve vanilyayı bir kaba eleyin.
2- Tereyağını da ekleyerek,  hamur haline gelene dek yoğurun.
3- Hamuru unlu bir zemin üzerinde 1 cm. kalınlığında açın.
4- Hamurdan kare, dikdörtgen, ya da isteğinize göre şekiller kesin.
5- Yağlı kağıt serdiğiniz tepsinizin üstüne kurabiyeleri sıralayın, ve üzerlerinde bir çatal yadımıyla küçük delikler açın.
6- 180 derecedede ısıtılmış fırında, 15 dakika pişirdikten sonra, tepsiyi çevirip 10 dakika daha pişirin. Kurabiyelerin üzerlerinin yanmaması gerekiyor. Renginin değişmemesine dikkat edin.
7- Kurabiyeler fırından çıkar çıkmaz üzerlerine toz şeker serpin ve soğumaya bırakın.


Shortbread yerken çayınızı sütlü içmeyi deneyin, tam olsun :)

Kekpoplar / Cake Pops


Kekpoplar, bildiğimiz lolipopların kek şekline bürünmüş halleri. Görünüşleri çok eğlenceli, yemesi çok daha kolay, lezzeti yerinde ve çocuklar için şekere sağlıklı bir alternatif.

Eğer sanatçı yönünüz biraz kuvvetliyse, kekpoplarla yapılabileceklerin ucu bucağı yok. Benim ki naçizane bir deneme.

Bunun yanında yapılışları da çok basit. Eğer elinizde artmış kek parçalarınız varsa, bunu değerlendirmeniz için iyi bir yol. Kekpopların bu kadar yayılmasında ve ünlü pastanelerin vitrinlerini süslemesinde başta Bakerella olmak üzere, blogcuların payı büyük.

Starbucks sitesinde yayınladığı bir makalede, bir lokmalık tatlıları "Starbucks Petites"in ürün geliştirme başkanı Chris C.'nin, kekpopları nasıl ürün yelpazelerine kattıklarından bahsederken şöyle diyor;

-Kekpop, sonu gelmeyen "nasıl seyyar kek yapabiliriz" sorularına verilebilecek tek yanıt - çılgınca, eğlenceli ve çubuk üzerinde lezzetli bir kek. Beğenmemek ne demek?... Artık herkes yolda kek yiyebilir.       
 
Kısaca yapılışından bahsedelim;

Kekpop Malzemesi:

- Sade, kakaolu ya da tercihinize göre yapılmış kek
- 1 paket krema peyniri (oda sıcaklığında)
- Lolipop çubukları
  (eğer bulamazsanız ya da elinizin altında yoksa, o zaman herhangi bir marketten satın alabileceğiniz  
  15 cm.lik çöp şiş çubukları da işinizi görür)
- 200-250 gr beyaz ya da koyu konfiseri çikolata
  (Konfiseri çikolatalar, kaplamalarda, dekor yapımlarında, kalıp çıkarmada, kuvertüre oranla 
   çalışılması daha kolay olduğundan tercih edilir. Eğer konfiseri çikolatanız yoksa 1 bardak damla 
   çikolatayı 2 yemek kaşığı tereyağ ile benmari usülü eritip kullanabilirsiniz)
          
Yapılışı:

1- Fırından aldığınız kekinizi soğumaya bırakın ve daha sonra ya rondodan geçirerek ya da ellerinizi kullanarak bir kabın içinde ufalayın.

2- Ufalanmış kekinizin içine krema peynirini ekleyin ve karışımı, kek parçaları yuvarlanabilecek hale gelene kadar yoğurun. Bu aşamada içine isterseniz çok az gıda boyası koyabilirsiniz. Kekiniz yeterince şekerliyse, karışıma ilave olarak şeker koymanıza gerek yok.

3- Bir tepsinin içine pişirme kağıdı yayın ve yaptığınız kek toplarını buraya sıralayın. Kek toplarının hazır olabilmesi için buzdolabında bir kaç saat ya da buzlukta 15-20 dakika bekletmeniz gerekiyor (buzluğa koyuyorsanız dikkat edin, dondurmayın)

4- Çikolatanızı benmari usülü eritin hafifçe ılımasını bekleyin.
5- Buzdolabından çıkarttığınız kek toplarını teker teker çubuklara takıp, erittiğiniz çikolatanın içine batırın, elinizle hafifçe vurarak fazla çikolatanın akmasını sağlayın. 

6- Hazırladığınız kekpopları, istediğiniz şekilde dekore ettikten sonra, eğer mümkünse bir köpük üzerine dik şekilde batırın ya da tepsiye serdiğiniz yağlı bir kağıdın üzerine başaşağı dizin, çikolata sertleşene kadar bekleyin.  

Herkesin mutlaka bir dizide, reklamda ya da sinemada duyduğu bir şarkı geldi aklıma, "Lollipops".
1958 yılında dört hatun vokalistten oluşan The Chordettes'in yeniden yorumladığı bu şarkı o zamanlar Billboard listelerinde en üst sıralara çıkıyor ve dünya hitleri arasına giriyor.   

Şarkı bugün yazılsaydı, sözleri hiç şüphesiz değişirdi:
 
"Cakepops cakepops
Oh cake cake cake pops

Call my baby cakepop
Tell you why
His kiss is sweeter than an apple pie
And when he does his shaky rockin' dance
Man, I haven't got a chance

I call him...
Cakepop cakepop"  

Yumurta Akı Keki


Yumurta akı kekinden daha önce Böğürtlenli Pasta yazımda bahsetmiştim.

Elinizde kalan yumurta aklarını değerlendirme yöntemlerinden biri olarak, hem hafif hem de lezzetli bir seçenek.Üstelik yapımı da kolay.


Tarifini kısaca tekrar kopyalayayım:

Kek Malzemesi:

- 6 yumurta akı (yaklaşık 180 gram)
- 250 gr beyaz şeker 
- 160 gr beyaz un
- 1 yemek kaşığı nişasta ya da mısır unu
- 1 paket kabartma tozu
- 100 gr eritilmiş tereyağ 

Yapılışı:

1- Yumurta aklarını, 2 yemek kaşığı şekerle birlikte yoğun köpük haline gelene kadar çırpın. İstenen kıvam, çırpma kabını ters çevirdiğinizde yere dökülmeyecek kıvam olmalı.
2- Başka bir kapta kuru malzemeleri eleyerek karıştırın.
3- Kuru karışımı, yumurta karışımının içine ekleyin ve yavaşça birbirine karıştırın (çok çırpmayın). 
4- Son olarak erimiş tereyağını ekleyin. Tereyağı sıcak olmamalı.
5- 26 cm.lik düz tabanlı kelepçeli bir kek kalıbını iyice yağlayın, unlayın ve karışımı bu kalıba dökün.
6- Önceden ısıtılmış 180 derece fırında 30-40 dk. pişirin. Kekin pişip pişmediğini bir kürdan yardımıyla anlayabilirsiniz.

Üzerine hindistan cevizi serpebilir, çikolata sosu dökebilir ya da dondurma ile servis edebilirsiniz.
  
Ben yanında tatlı beyaz şarap tercih ettim, bir de "Summer Wine - Ville Valo"dan bir bukle

"Strawberries, cherries and an angel kissing spring
My summer wine is really made from all these things
Take off your silver spurs and help me pass the time
And I will give to you...summer wine
"

Rinco'nun Restoranı


Rinco's Restaurant- Shokudo Katatsumuri- 2010
Yönetmen: Mai Tominaga

20'li yaşlarının başındaki genç bir kadın, büyük bir hayal kırıklığının ardından sesini kaybeder. Bunun üzerine doğduğu eve geri döner ve pek de yakın olmadığı özgür ruhlu annesiyle birlikte yaşamaya başlar. Genç kadın hep hayalinde olan bir şeyi yapmaya karar verir; bir restoran açmak... Günde sadece bir müşteri kabul eden restoranda, genç kadının sunduğu yemekler, gelenlerin hayatlarına dokunacaktır.     

Rinco'nun Restoranı içinizi, gerek sahneleriyle gerekse sunulan yemeklerle ısıtan bir Japon filmi. Eğer fotoğraf tadında sahneleri olan filmleri seviyorsanız ve bir yemek tutkunuysanız, bu filmi soluduğunuzda, kendinizi canlanmış, yenilenmiş ve hayallerinizi gerçekleştirmeye hazır hissedeceksiniz.   

Böğürtlenli Pasta

"Eyvah elimde yumurta akları kaldı? Ben şimdi ne yapacağım!"

a) Hiç uğraşamam çöpe atarım! (hanım hanıım hani bunun ev ekonomisi, tutumluluğu, üretkenliği )
b) Çiğ çiğ içerim, sesime de güzel gelir cildime de! ( almayım, alanı da tutmayım...)
c) Daha önce beze yapmıştım, yine yaparım! ( e ama bir yere kadar, biraz yaratıcılık lütfen)
d) Kurutup un haline getiririm, yumurta akı tozum olur (varsa böyle bir şey ben de bilmek istiyorum)

Ben aradım ve kendi şıkkımı Estonya'lı tatlı bir blogcunun sitesinde buldum.
Nami-Nami ve yumurta beyazı keki Munavalgekook. (Estonyaca, Munavalge yumurta beyazı, Kook ise kek demekmiş)


Yapımı kolay, lezzetli, yumuşak ve hafif bir kek. İşte tarifi; 

Kek Malzemesi:

- 6 yumurta akı (yaklaşık 180 gram)
- 250 gr beyaz şeker 
- 160 gr beyaz un
- 1 yemek kaşığı nişasta ya da mısır unu
- 1 paket kabartma tozu
- 100 gr eritilmiş tereyağ 

Yapılışı:

1- Yumurta aklarını, 2 yemek kaşığı şekerle birlikte yoğun köpük haline gelene kadar çırpın. İstenen kıvam, çırpma kabını ters çevirdiğinizde yere dökülmeyecek kıvam olmalı.
2- Başka bir kapta kuru malzemeleri eleyerek karıştırın.
3- Kuru karışımı, yumurta karışımının içine ekleyin ve yavaşça birbirine karıştırın (çok çırpmayın). 
4- Son olarak erimiş tereyağını ekleyin. Tereyağı sıcak olmamalı.
5- 26 cm.lik düz tabanlı kelepçeli bir kek kalıbını iyice yağlayın, unlayın ve karışımı bu kalıba dökün.
6- Önceden ısıtılmış 180 derece fırında 30-40 dk. pişirin. Kekin pişip pişmediğini bir kürdan yardımıyla anlayabilirsiniz.
Keki hafifçe soğuduktan sonra ters çevirin, iyice soğuduktan sonra bir diş ipi ya da kek testeresi yardımıyla ortadan ikiye kesin. 

Pasta Kreması Malzemesi: (Joyofbaking'den uyarlanmıştır)

- 1 + 1/4 bardak süt
- 3 yumurta sarısı
- 1/4 bardak beyaz şeker
- 2 yemek kaşığı un
- 2 yemek kaşığı nişasta ya da mısır unu
- 1 çay kaşığı vanilya özütü ya da tozu
- 1/2 bardak taze böğürtlen ya da 1/4 bardak böğürtlen reçeli

Yapılışı:

1- Yumurta sarılarıyla şekeri iyice çırpın.
2- Un ve nişastayı yumurtalı karışım içine eleyin ve pürüzsüz olana kadar çırpın.
3- Sütü ocakta kaynama noktasına gelene kadar ısıtın.

4- Isınmış sütü, un/yumurta karışımına ekleyin, iyice karıştırın. Eğer karışımda topaklar oluşursa, bir tel süzgeç yardımıyla bu topaklardan kurtulun.
5- Karışıma böğürtlenleri de ekleyerek ocağın üstünde muhallebi kıvamına gelene kadar pişirin.
6- Kremayı temiz bir kaba alıp, soğuyana kadar üstünü streç filmle kapatın

Pasta Yapımı:

Bundan sonrası tahmin edeceğiniz gibi.
İkiye böldüğümüz keklerden birini, yaptığımız krema ile kaplıyoruz. Diğer parçasını üstüne kapatıyoruz. En üstünü istediğiniz şekilde süsleyebilirsiniz. Benim tercihim, beyaz çikolatalı ganaj oldu; 

Beyaz Çikolatalı Ganaj:

- 225 gr beyaz çikolata
- 1 bardak krema

Yapılışı:

1- Çikolatayı küçük parçalara bölerek bir kaba alın.
2- Kremayı kaynama noktasına getirin, çikolata kabına dökün ve çikolatalar eriyip pürüzsüz hale gelene dek karıştırın.
3- Ganajı soğumaya bırakın ve en son pastanızın üstünü kaplayın.

"Jätku leiba!" (Estonyaca afiyet olsun!)


Yekpare Canpare Şekerpare


Ne mağrur kardeşleri baklava, şöbiyet, ne +18'lik akranları dilber dudağı, hanım göbeği, vezir parmağı, ne saçaklı teyzesi kadayıf, ne de sütle yıkanmış gelenekselci  büyükanne güllaç; ille de bu canpare...

Aslına bakarsanız öyle fındığı, fıstığı olmayan, kat kat açılan yufkalara sarılmayan, kendi halinde şerbette yüzen bir kurabiye şu bizim şekerpare. Ama gelin görün ki, bu sade haliyle bile yıllardan beri girmediği mutfak kalmamış, tadan bir daha tadmış. Kolay mı öyle Osmanlı saraylarında padişahlara tatlı olarak sunulabilmek! İşin ucunda kelle var...

Şekerpare ile isim olarak benzeyen ancak yapılış tekniği açısından farklılık taşıyan iki hamur işi tatlı (en azından benim karşılaştığım) daha var.

Birincisi; "shakkar para",  bir Hint tatlısı. Shakkar bildiğimiz şeker, para ise hamur kırıntısı ya da parçası demekmiş. Hint usulünde, hamur küçük parçalar halinde kesilip kızartılıyor ve ardından hazırlanmış şerbetin (şekerli su) içine atılıyor.

Diğeri; "şekerbura", bir Azeri tatlısı. Nevruz Bayramı tatlısı olarak da biliniyormuş. Yapımı için mayalı hamur kullanılıyor. İç malzemesi için fındık ya da ceviz kullanılıyor. Yarım ay haline getirilen şekerburaların en önemli özelliği, üstlerinin özel tırtıklı bir cımbız (şekerbura makkaşı)  ile nakış gibi işlenmesi. Fırınlanarak yapılan bu tatlının üzeri çok kızarmıyor ve şerbete batırılmıyor.

Gelelim bizim şekerpareye. Kullandığım tarif neredeyse kırkyıldır bu tatlıyı yapan ve her zaman yiyenlerden tam not alan Ayşe Hatun'a ait. (Kendisi hala mütevazi bir sarayın vazgeçilmez valide sultanı olarak hüküm sürmektedir.)

Malzemeler:

- 3 tatlı kaşığı yoğurt
- 1 yumurta
- 1 bardak beyaz şeker
- 1 bardak kanola yağı
- 1 paket kabartma tozu
- 1/2 bardak mısır unu ya da irmik
- 2+1/2 bardak un
- 1 tatlı kaşığı limon ya da portakal rendesi
- 1 çay kaşığı vanilya özütü ya da tozu

Şurup:

- 3 bardak şeker
- 3 bardak su
- 1 tatlı kaşığı limon suyu


Yapılışı:

1- Yumurta, şeker, yoğurt ve yağ bir kapta çırpılır.
2- Başka bir kaba un elenir ve diğer kuru malzemeler eklenir.
3- Kuru malzemeler yavaşça ıslak karışıma ilave edilir.
4- Limon ve portakal kabuğu rendesi eklenen hamur şu ünlü kulak memesi kıvamına gelene dek yoğurulur.
Yani hamur taş gibi sert ya da ele yapışacak kadar yumuşak olmayacak. Kolayca yuvarlayıp şekil verilebilecek kıvamda olacak. Hamur kıvamı çok yumuşak olursa, biraz daha un eklenebilir.  
5- Yuvarlanarak şekil verilen kurabiyelerin büyüklükleri isteğe bağlı olarak ayarlanır.
6- Fırın tepsisine dizilen kurabiyeler 180 derece sıcaklıktaki fırında 15-20 dakika pişirilir (Bu fırınların biri diğerini tutmadığından, pişme zamanını kurabiyelerin üstünün kızarması olarak algılayın)
7- Bir kapta şeker ve su, şeker eriyene dek karıştırılır (kaynatmaya gerek yok). Bu karışım fırından çıkan kurabiyelerin üzerine dökülür.
8- Süsleme için ufkunuzu genişletip istediğiniz malzemeyi kullanabilirsiniz. Benim seçimim badem. Bu arada bahsetmeden geçemeyeceğim. Mutlaka Arman Kırım'ın tavsiyesini dinleyin ve şekerparenizi rengarenk soslarla birlikte sunun.

Benden bu kadar. Sürç-i lisan ettiysek affola.

*Küçük bir not. Madem şekerpare dedik, Şener Şen, İlyas Salman ve Yaprak Özdemiroğlu'nun başrolleri paylaştığı, bir Türk Klasiği olan o müthiş filmi de anmamak olmaz değil mi? 


"cumali'nin sevdiği kim bilir nerdedir
adı şekerparedir bizim evdedir"




















Parça çikolatalı/cevizli/üzümlü kurabiye


Öncelikle çikolata parçacıklı bu enfes kurabiyeler nasıl doğmuş ondan kısaca bahsedelim.
1937 yılında, Masacusett'teki Toll House restoranının sahibi Ruth Graves Wakefield bir gün en sevdiği tariflerden biri olan "butter drop do" kurabiyelerini yapmaya karar verir. Ve kaderin cilvesine bakın ki tarif için gereken malzemelerden birini bulamaz; pastacı çikolatası. Onun yerine, elindeki Nestle çikolata barını küçük parçalar halinde doğrayıp, eriyeceğini umarak kurabiye hamurunun içine atar. Ne var ki hain çikolata şeklini kaybetmez ve sadece, kurabiyeye o müthiş yumuşak dokuyu verecek kadar erir. Böylece parça çikolatalı kurabiyeler devri başlar (bu kurabiyelerin bir diğer adı da Toll House kurabiyerleri olarak biliniyor)


Tarifi tüm Nestle Toll House damla çikolata paketlerinin arkasında bulabilirsiniz. Elinizde damla çikolata yoksa, bitter çikolata parçacıkları da ekleyebilirsiniz. Kurabiyelerinizi kuru üzüm, ceviz, fındık ile de zenginleştirmek sizin seçiminize kalmış.

Bu kurabiyelerle ilgili denemelerim ilerleyen zamanlarda devam edecek.

Malzemeler:

- 1 su bardağı tereyağ (yumuşamış-226 gr)
- 3/4 su bardağı  beyaz şeker
- 3/4 su bardağı kahverengi şeker
- 2 büyük yumurta
- 1,5 çay kaşığı vanilya özütü
- 2 + 1/4 su bardağı un (295 gr)
- 1 çay kaşığı karbonat
- 1/2 çay kaşığı tuz
- 2 su bardağı damla çikolata
- 1 su bardağı ceviz (kabaca doğranabilir ama un ufak edilmeyecek)
- 1/2 su bardağı kuru üzüm

Yapılışı:

1- Yumuşamış tereyağımızı alıyor ve şekerlerle birlkte iyice çırpıyoruz.
2- Teker teker yumurtalarımızı ekliyor ve çırpmaya devam ediyoruz.
3- Vanilyanız eğer vanilya özütü ise sıvı karışıma, toz vanilya ise kuru karışıma ekleyin.
4- Ayrı bir kapta unu eliyoruz, diğer kuru malzemeleri de ekliyoruz.
5- Kuru karışımı azar azar sıvı karışıma ekliyoruz. Yumuşak bir hamurumuz oluyor.
6- En son çikolata parçacıklarını ve varsa diğer malzemeleri ekliyoruz.
7- Ya bir dondurma kaşığı ya da normal kaşık yardımıyla, şekline aldırmaksızın tepsiye koyuyoruz.
8- Önceden ısıtılmış 190 derecedeki fırınımızda 10-15 dakika pişiriyoruz. (Fırına göre değişiklik gösteriyor)

Herkesin dediği gibi yanında bir bardak soğuk sütünüzü içmeyi unutmayın. Ben bununla birlikte konumuzun anlam ve önemini pekiştiren bir şarkıyı da sizlere öneriyorum;
Kurabiye Canavarından, "C is For Cookie":

what starts with the letter "C"?
"Cookie" starts with "C"!
Let's think of other things that starts with "C"!
Uh. . .Uh. . . Who cares about da other things?!
"C" is for Cookie that's good enough for me